|
|

Payıma susmak düşüyor,çünkü bütün harflerimi sana adadım.
Bana bu kanlı gidişin sebebini anlatabilesin diye.
Senin suskunlukların haykırışa dönüşsün diye...
Yine de sustun sevdiğim...
O yürek titreten dudaklarının arasından sadece
''Üzgünüm...böyle olması gerekiyor..''dan başka birşey dökülmedi...
Nedeni neydi?
Çünküsü neydi? Anlatman için adadım sana harflerimi,kelimelerimi,cümlelerimi...
Ve sen ne varsa bende alıp,beni ardında bırakarak GİTTİN!!! Geceler daha uzun ve daha soğuk...
Saymadım ne kadar oldu sen gideli...
Zaten hesap edemem, bana hiç o kadar sayı öğretmediler sevdiğim... Karanlık işte gece, yıldızlar bulutların arkasında yitip gitmiş...
İzin vermedin doyasıya seveyim seni, sen yine susardın, ben dalıp giderdim gözlerine... Yeterince uzaklaşmadın mı sevdiğim? Ne olur daha fazla gitme!!! Öyle çaresizim ki,
saatler durmuş sanki,zaman geçmek bilmiyor vede en kötüsü gözyaşlarım bir türlü dinmiyor...
Ne zaman bu son, onu unutacağım,
unutmak için son kez özlüyorum desem, seni değilde, neyi unutmam gerektiğini unutuyorum... Bir türlü olmuyor işte.Bende zaten daha fazla uğraşmıyorum...
Teslim oldum susmalara, sensizde seni sevmeye, yalnızlığa ve gelmeyişlerine... Hem birkez gittin yar, dönme birdaha geriye...
Ne kadar sevsemde bu acıdan ölsem de, dönme geri... Dedim ya sevdiğim... Sadece susarak özlüyorum

.......
|
|

Doğum günün kutlu olsun
İzmir'li
Dilediğin herşey seninle olsun.
Sevgiyle, mutlu kal
"Arkadaş"
 |
Yolu yarılayan kadın sevgisinde ve öfkesinde cömerttir. Onunla olan erkeğin her şeye hazır olması gerekir. ‘'Yaş otuz beş, yolun yarısı eder' deyince şair, yolu yarılayan kadınlar aklıma gelir. Ne aradığını ya da ne aramadığını bilen kadınlar. Aşkı, sevdayı mutlaka tatmış olurlar. Bu nedenle onları yüzeysel duygularla kandırmak mümkün değildir. Aşkın da aşksızlığın da kokusu bu kadınlara sizden önce gelir. Ömrünün diğer yarısını kendini geliştirmeye adayacağından bilinçleri doruğa yükselir.
Akıl ve bedenle birlikte girdiği ortama renk ve ışık verir. Yolu yarılayan kadınlarla kolay ve zor bir hayat iç içedir. Sevgisinde de, öfkesinde de cömerttir. Evet, anlamına gelen kadınsı hayırlarla kapris yapılmayacağını çoktan öğrenmiştir. Erkeğin ne ardından gelir, ne de ilerisinde olmak için didinir. Yan yana ,can cana duruşlar tercihidir. Bazen bir anne şefkati, bazen de bir aslan kükremesi ile şaşkınlığa çevirir.
Onunla birlikte olan erkeğin her şeye hazır olması gerekir. Yolu yarılayan kadınlar duygularını yaşamasını bilir. Davranışları sebepsiz değildir. Kalbi kırıldıysa ağlar, ağlayışının sebebi erkeğin ona sunacağı sevgi değildir. Mutluysa kahkahalar atar, gülüşünün sebebi dikkat çekmek değildir. Seviyorsa kıskanır, kıskanç oluşunun sebebi kendine güvensizlik değildir.
Üzgünse omuz arar, destek istemesi çaresizliğinden değildir. Suskunsa sebebi vardır, kendi haline bırakılması gerekir. Yolu yarılayan kadınların hissiyatı kuvvetlidir. Aldatıldığını sezgilerini kullanarak gün ışığına çıkarır. Veda vakti geldi demenize bile gerek yoktur. O verdiğiniz mesajı çoktan anlayıp kendi yolunu tutmuştur. Her gidiş kadını daha da kadınlaştırır. Gidenin ardından bakacak kadar hayatın uzun olmadığını anlamıştır. Ve gizem kadına en çok bu yaşlarda yakışır.

hey deli gönlüm, yine mi akşam hüznü dolan yüreğime zamansız sevmelerim işte uslanmaz ki deli gönlüm adam olsun daldan dala da konmaz, konmaz amma ya tam sever adam gibi ya da bırakır kendini özgür sulara unutmadım gözlerini saçların tarayışın hele dalga dalgaydı değil mi cann biraz ürkek biraz mahçuptu tebessümün ne deli demlerim oldu bilirmisin heyy be heyy biz boğazda büyümedik konakta olta attık körfez kefallarına kordonda tavlardık kız arkadaşlarımızı ne meşhurdu salep içtiğimiz ömerağa'mız ne deli günlerim oldu bir bilsen ahh iyide sen neredeydin sennnn... canımdan can olurdun hatta canım olurdunn daha nem olurdun bilemem ama şimdiye sen benim olurdun..
"Herşeyim"
18.12.2008 14:23
Günümüzdeki ilişkilere baktığımızda, zor durumda olanın genelde kadınların olduğunu görüyoruz..
Kadın çabalar. Kadın koşar.. Kadın yalvarır.. Erkekse olağanda sertliğiyle durur karşısında.. Şiddet gösterir.. Kadın ağlar.. Erkek hakaret eder.. Kadın üzülür.. Sevdiği adamın her sözü kalbine bir ok gibi iner.. Erkek durmaz.. Devam eder.. Bilmez.. Erkeğin bilmediği bir şey daha vardır.. Yaptığı her hata kadının defterine bir çeltikdir.. Kadın her kırıldığında hayali defterine bir not daha düşer.. Her üzüntüde o deftere yeni satırlar eklenir.. Örneğin bir kaç kız toplandığında, defter açılır.. Kısmen..
 Çünkü esas notlar her zaman en sona saklanır.. Satırlar süzülür gözyaşları eşliğine.. Nefretler dile gelir.. Boş telkinler eşliğinde.. Sonuçta dönülen nokta yine aynı olur.. O adamdır.. Kadın üzüleceğini bile bile gider o adama.. Başına gelecekleri bile bile tutar elini.. Kırılacağını bile bile sarılır boynuna.. Öper uzun uzun.. Erkek, kendisine verilen gizli bir şansı yine hiçe sayar.. Boş tartışmalarla heba olur geçen zaman.. Kadın yine üzülür.. Yine ağlar.. Ve erkek gider en sonunda.. Kaçar.. Kadın yaşayan ölü olur.. Attığı her adımda hüzün vardır artık.. Zamanla azalsa da içinde kalır hep bir şeyler..
 Kaçıp giden erkeklerin geri dönmesi sıkça görülen bir durumdur.. Çünkü erkeklerin hayatı hep bir arayış içindedir.. Tutunacak bir dal aramakla geçer hayatları.. Gözünün önünde olanı değil başkasını arar.. Tüm kapılar kendisine kapandığında eskiler dönüş yapar.. Erkekler birer çocuktur.. En sert, en ciddi duruşun altında bile zayıf bir ruh vardır.. Çok çabuk incinir o.. Belli edilmemesi için şiddete başvurulur.. Sürekli istekler, sürekli engellemeler hep bundandır.. Erkekler sanıldığı kadar güçlü değildir..
Kadın üzüldüğünde kolay kolay silemez yaşananları.. Kadınların en sık başvurduğu beyaz yalandır bu.. Unuttum, boşver vs.. Her ayrıntı bir nottur kadının gizli defterinde.. Her notun bir çıkış zamanı vardır.. İlişkilerde iktidar her zaman kadının elindedir.. Kadın bir süreliğine erkeğe devreder ünvanını.. Erkeğin üstün görünmesi hoşuna gider.. Çocukluğundan beri liderlik kompleksleriyle büyüyen erkek bu ’’geçici’’ ünvanı sürekli sanır.. Kendi küçük egoları yüzünden büyük yaralar açar sevgilinin kalbinde.. Aşkın son, nefretin ilk damlalarını damlatır sevgilinin kalbine.. Erkeğin her hatası kadının içinde saklanır.. Aylar hatta yıllar sonra ortaya çıkmak üzere depolanır beyninde.. Kadın sadece uygun zamanı bekler.. Ölümcül darbe hazırdır.. Hiç beklenmedik bir anda notlar çıkartılır ortaya.. Hatalar bir bir sıralanır.. Defter açılmıştır.. Erkeğin bir zamanlar basit gördüğü şeyler şimdi kabusu olmak üzeredir.. Kırılan kalp tekrar onarılamaz.. Kadının iktidar zamanı gelir.. Erkek gerçekle yüzleşir..
Her kadın biraz zalimdir aslında.. Sadece bunu her zaman belli etmezler..
Bu yüzden bir kadını üzmeden önce 2 kere düşünün..
  
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa ...?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi.
Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gibi...
Semih Tanrıver
|
|

BEKLENTİSİZ SEVMEK
Yani Bugün telefon etmedi demeden, Şu an nerede acaba? diye kendi kendinizi yemeden, Yaş günümü hatırlayacak mı acaba? diye bir beklenti içine girmeden... Sevdiniz mi hiç? Onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip, onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi? Yanındaki arkadaşına aldırmamayı öğrenip ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan, Bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi diye düşünüp. Onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç? Hiç beklemeden çalan bir kapıda, onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz? Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden... Ve beklemeden gelen bir seni seviyorum mesajının tadına varabildiniz mi hiç? Siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç? Bugün beni hatırlamadı yerine Hiç beklemiyordum, senin geleceğini diyebilmek ne güzeldir oysa... Onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek ne güzeldir... Sahiplenme duygusundan uzak, sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç? Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize, Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu? Beklentisiz sevin... Ben, beklentisiz seviyorum... Niye aranmadım diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize, hiç beklenmedik bir Seni özledim mesajı ile aşkı yakalayın.. Beklentisiz sevin... Ben, beklentisiz seviyorum... O, sizin sevgiliniz oldu için değil. Ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düşünmeden. Onu sevdiğiniz, onun da sizi sevdiği için sevin... Sevgiye karışan beklenti denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından... Göreceksiniz ki, o zaman aşk, başka bir güzel... Göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik... Göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat, yıllanmış şarap gibi, beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını.. Ben, beklentisiz seviyorum... Onun nerede olduğunu merak etmiyorum... Beni bugün neden aramadı diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda... Geleceğe dair hayallerim de yok zaten... Ben, sevgiyi yaşıyorum... Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli, o kadar kıymetli ki... Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları... Beklentisiz seviyoruz... Sevdiğimiz için seviyoruz... Hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz... Anlık seviyoruz... Deneyin... Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün... Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız
|
|
|
|
|
|
|
|
|

|
| | | |
çokmu geç oldu vakit
neredeyse ışıkları sönecek sokağın
ben yangınındayım
yalnızlığındayım
yokluğundayım
tekbaşımayım
geleceksin diye çok bekledim
hatta şarkılar söyledim
hasrete dair
ilk değil bu kaç gece oldu
kaç gece bekledim sokaklambalarında
şu banklarda bekledim
çöp bidonunun arkasında
ateş bile yakmadım
üşüdüm
ama sen geleceksin diye
ısıtacaktınya hani beni
sonra dizlerine yatacaktım
sen o pekte akustik olmayan sesinle bana :) şarkılar söyleyecektin
gecenin biryarısı
uyandıracaktık bütün mahalleliyi
sonra ben haykıracaktım
bu kız varya bu kız
heyyyyy
konuşmayın fazla işte
seviyorum ben bu kızı diyecektim
belki kavga edecektim en bıçkın delikanlısı ile
mahallenin
dayak yiyecektim belkide kimbilir
zaten ayakta duracak halimmi kalmış be canım
şarabım bitmiş
sen gelmemişsin
bu yapılırmı bana be gülüm
hani gelecektin
GELMEDİN
GELMEDİ....
GELMED.... BEN BİTTİMMMM
19.11.2008 14:24:
...ama alışmalıyız bu ayrılıklara alışmalıyım bu gitmelerine nasılsa güneşle geleceksin her akşam zor olsada kaybetmek sabah kavuşmak varya be canım ne çıkar yokluğundan 18.11.2008 18:26-18:31
|
|
"""..."""
ben seni görmeden sevdim dokunmadan yanağına okşamadan saçlarını hayal ettim günlerce gecelerce belki, belki bir gün kavuşurum dedim gözlerimi yatırıp her akşam uzaklara seni bekledim özledim özlemişim be bitanem
04 Kasım 2008
Salı
17:16
 
  
Seviyorum diyebilmeli
insan kucak açmalı uçsuz
gökyüzüne
sevdasını sayfalara değil
gönlüne yazmalı
sevdiğinin yazarken
narin olmalı yüreği
incitmemeli
sevdiğinin gönlünü
kalem değil
hislerini kullanmalı
mürekkep yerine
gözyaşlarını kullanmalı
sevdasını yazarken
gece olmamalı
güneş batmamalı
bu sevda üzerine
ay gündüzde doğmalı
sevdaları sözlere sığdırmamalı
anlatmalı gözleriyle
kırmalı gönül zincirlerini
kaldırmalı prangaları
özgür olmalı bir kuş gibi
sevdaları kanatlandığında
sevdiğine uçmalı hisleri
ağlayabilmeli
sevdasını yaşarken
ve
haykırmalı
BEN SENİ SEVİYORUMMM
| | |
| |
|
♥ ... ♥ kolaymı sanki beklemek yüreğini dayayıp kapılara alaca karanlığında sabahın beklemek sonra gün boyu özlemek delicesine bir kelam bir merhaba için dilenmek kapında yağmuru özlemek yürümek için yollarda gidipte gelmemek hayaline sarılıp ahh verebilmek sevgimin birazını yerleştirebilmek yüreğine gözlerine bakıpta söylemek en güzel sevgi sözcüklerini sonra iki sokak ötedeki pastahanede buluşmak ve saatlerce beklemek randevunu gelmediğinde üzülmek geldiğinde sevinmek delicesine ama belli etmek yok şımarmadan sevmek sevilmek yada terketmek alıp bir başıma sevdamı omuzlarıma olsun ne çıkar bu beden ne yükler taşıdı gönül ise alışık değil ama olsun ne çıkar boşver sen üzülme yeterki birtanem
05.11.2008 17:16:11 |
|
|
|
Düşlerde sevdim seni, söyleyemedim... Sessiz öptüm nefesini, söyleyemedim...
  Ben seni, hep senin bilmediğin zamanlarda, senin bilmediğin mekanlarda sevdim... Bunu sana hiç bir zaman söyleyemedim... Anlatabilecek kelime bulacağımı hiç sanmadım... Düşlerimdeydin hep... Öyle büyüktü ki varlığın beni aştı ama sana ulaşmadı... Ben seni, hep uzak sevdim, uzak öptüm... Sessiz, sakin, sen rahatsız olma, ürkme diye, benden kaçma diye usulca öptüm... Her nefesim senindi... Çünkü ben, sen nefes alıp verdikçe vardım... Ama sana ne sesimi, ne nefesimi duyuramadım... Çığlık oldu sevgim, çarpı herkese... Bir sana teğet geçti... Öğrenemedin... Söyleyemedim...
  Sana ben şiirler, sözler büyüttüm, Sana ben baharlar, yazlar büyüttüm, Sana ben hummalı gizler büyüttüm, Söyleyemedim...
  Her kalemin ucuna düşen harf sendin... Her dilimin ucuna gelen kelime sendin... Ben her yazdığım kelimede seni büyüttüm, ben her kurduğum cümlede seni büyüttüm... Sen bilmedin, ben söyleyemedim... Bahar sen varsan gelirdi, yaz sen varsan güzeldi... Her gelişin bahar, her dokunuşun yazdı bana... Ben her bahar hüzün kaplar, her yaz yaşlar akıtırdım yokluğunda... Ben her baharı sen diye bekledim, ben her yazı sen diye geçirdim... Bütün güzelliklerini sana büyütüm... Sen bilmedin, ben söyleyemedim... En ateşlisi sanaydı aşkın... En güzeli, belkide en büyüğü sanaydı... Gizli gizli yanardı yüreğimde... Aşkım büyüktü, ateşi büyüktü, giz'i hepsinden büyüktü... Gösteremedim... Nasıl beni yakıp, erittiğini bilemedin... Oysa sen buz gibiydin... Yine de gelmedin... Nasıl bir yürek büyüttüm sana gizli gizli... Sen bilmedin, ben söyleyemedim...
  Şarkılar yazdım sana, okuyamadım... Hep yanımdaydın oysa, dokunamadım...
  Sana ben hayaller, düşler büyüttüm, Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm, Sana ben hummalı aşklar büyüttüm, Söyleyemedim...
  Her şarkıya seni koydum, her şarkıyı sana yakışırdım... Sen varsın diye söyledim hepsini ama sana duyuramadım... Hep benimle olduğunu hiç bilmedin. Hayalinle yatar, hayalinle kalkardım anlamadın. Anlamadığın, hissetmediğin için dokunamazdım sana, duvarların öyle kalındı ki, yapamadım...
  Hayallerimdin işte sen, bütün düşlerimdin... İyiye, kötüye akan her damla yaş sanaydı, sensiz olmazdı... Ateş gibiydi işte aşkın, dedim ya yakardı, söndüremezdim... Ama sen hiç birini bilmedin, Ben de Söyleyemedim... | |
|
|
|
|